Turquaz

Kuruluş : 08.08.08 20.08
 
AnasayfabayramSSSKayıt OlGiriş yap
Istatistikler
Toplam 94 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: Learned

Kullanıcılarımız toplam 9490 mesaj attılar bunda 1928 konu
En son konular
» Alle bijzondere dingen in de zaanstreek
C.tesi 30 Tem. - 0:38 tarafından Misafir

» Obeptoppy
Cuma 29 Tem. - 11:21 tarafından Misafir

» psikolojk durumunuz nedir?
Paz 3 Ocak - 1:23 tarafından 3MO3

» Ayrılık ne kadar yakın?
Salı 10 Kas. - 8:56 tarafından Learned

» Bir balodasın forumdan kimleri dansa kaldırırdın ?
Salı 10 Kas. - 8:50 tarafından Learned

» SELAMMMM
Salı 10 Kas. - 8:20 tarafından Learned

» ~ UnutuLmuş muydum ?.
Salı 23 Ara. - 12:33 tarafından KaRa MeLeK

» ademi bu forumdan kim soguttuysa kim sinrlendirdiyse o kişi ademi geri döndürsün
Salı 23 Ara. - 12:30 tarafından KaRa MeLeK

» Melekler Bile Aglarmıs Günün Birinde...
Cuma 12 Ara. - 21:56 tarafından focusw7


Paylaş | 
 

 Mekke Devri-3

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
htyCé
Moderatör
Moderatör
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1677
Yaş : 25
Nerden : kaRanLıq*LaR üLkéSi''dén (:
Takma isim : htyCéSu (:
Kayıt tarihi : 27/08/08

MesajKonu: Mekke Devri-3   C.tesi 25 Ekim - 14:54

Muhammed aleyhisselâm bu umûmî hitaptan sonra, bütün Kureyş kabîlelerinin ismini; “Ey Haşimoğulları! Ey Abdümenâfoğulları! Ey Abdülmuttaliboğulları!...” şeklinde sayarak; “Ben size önümüzdeki şiddetli azâbın bildiricisiyim. Allahü teâlâ bana; “En yakın akrabâlarını âhiret azâbı ile korkut!” emrini verdi. Sizi Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerike leh (Allah birdir, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur) diyerek îmân etmeye dâvet ediyorum. Ben de O’nun kulu ve resûlüyüm. Eğer buna îmân ederseniz Cennet’e gideceksiniz. Siz Lâ ilâhe illallah demedikçe ben size ne dünyâda bir fâide, ne de âhirette bir nasip sağlayabilirim!” dedi. Dinleyen kabîleler arasından Ebû Leheb; “Bizi buraya bunun için mi topladın?” diyerek, yerden aldığı taşı Muhammed aleyhisselâma attı. Diğerlerinden o anda böyle bir muhâlefet gelmedi. Aralarında konuşarak dağıldılar. Ebû Leheb’in gösterdiği inkâr ve düşmanlık üzerine daha sonra; “Ebû Leheb’in elleri kurusun, zâten kurudu...” diye başlayan Tebbet sûresi nâzil oldu.

Muhammed aleyhisselâm bütün insanlara ve cinlere peygamber olarak gönderilip, insanları açıkça İslâma dâvet etmesi emredildiği zaman, bütün insanlık âlemi dînî, rûhî, içtimâî ve siyâsî bakımlardan yaygın bir karanlık, tam bir câhiliyyet, taşkınlık, azgınlık ve sapıklık içerisinde bulunmakta idi. O zaman dünyâ üzerinde göze çarpan belli başlı devletlerden Bizans, İran, Mısır, Hindistan, İskenderiye, Mezopotamya, Çin ve benzerlerinde yaşayan insanlar inançsızlığın veya bâtıl inançların içinde çırpınan ve ne yaptığını bilmeyen azgınlar hâline gelmişti. Âlem öylesine kararmış ve zulmet öyle kesifleşmişti ki insanlar; her şeyin yaratıcısı olan Allah’a îmân ve ibâdet etmek yerine, kâinatta cereyan eden hâdiselere veAllahü teâlânın yarattığı eşyâya tapıyorlardı. Zavallı insanlık yıldızlara, ateşe, elleriyle yonttukları taştan ve tahtadan putlara “ilâh” diye secde ediyordu... Sınıflara ayrılan insanlardan kuvvetliler zayıfları korkunç bir tahakkümle eziyordu.

Dünyâ üzerinde siyasî, coğrafî ve ticârî bakımdan mühim bir yer tutan Arabistan’da da durum diğer yerlerden farksızdı. O zaman Arabistan’da insanlar inanç bakımından bâzı değişiklikler gösteriyordu. Bir kısmı tamâmen inançsız ve dünyâ hayâtından başka bir şey kabul etmiyordu. Bir kısmı ise Allah’a ve âhiret gününe inanıyor, fakat insandan bir peygamberin geleceğini kabul etmiyordu. Bir kısmı da Allah’a inanıyor âhirete inanmıyordu. Diğer büyük bir kısmı da Allah’a şirk koşarak putlara tapıyordu. Müşriklerin herbirinin evinde bir put bulunuyordu. Kâbe’ye de 360 put konulmuştu. Bütün bunlardan başka İbrâhim’in (aleyhisselâm) bildirdiği din üzere olan ve “Hanîfler” denilen ve putlardan uzak duran kimseler de vardı.

Cahiliyye devri denilen bu zamanda Arabistan’da insanlar genellikle göçebe hayâtı yaşıyorlardı ve kabîlelere bölünmüşlerdi. Devamlı çekişme hâlinde bulunan bu kabîleler, baskın ve yağmacılığı âdetâ kendileri için bir geçim vâsıtası kabul etmişlerdi. Aralarında zulmün ve yağmacılığın yaygınlaştığı kabîlelerden meydana gelen Arabistan’da siyâsî bir nizam, içtimâî bir düzen de yoktu. Yine bu sırada, dünyânın diğer yerlerinde olduğu gibi, Arabistan’da da ahlâksızlık son haddine ulaşmıştı. İçki, kumar, zinâ, hırsızlık, zulüm, yalan ve ahlâksızlık nâmına ne varsa alabildiğine yaygınlaşmıştı. Zulme, güçlünün güçsüze karşı kullandığı en amansız ve tüyler ürpertici bir vâsıta olarak başvuruluyor, kadın basit bir mal gibi alınıp satılıyordu. Bir kısmı da kız çocuklarının doğmasını bir felâket ve yüz karası sayıyorlardı. Bu korkunç telakkî o dereceye çıkmıştı ki, küçük kız çocuklarını, kumlar üzerinde açtıkları çukurlara diri diri yatırıp; “Babacığım! Babacığım!” diyerek boyunlarına sarılmalarına ve acı acı feryâd etmelerine hiç kulak asmadan üzerlerini toprakla kapatarak ölüme terk etmekte en ufak bir vicdan azâbı duymuyorlardı. Netîce îtibâriyle o zamânın insanları arasında şefkat, merhamet, iyilik ve adâlet gibi güzel hasletler yok olmuş gibiydi.

_________________
Kéşké coCuK oLsam yéniDén... saDécé düşTüüüm içiN caNım aCısa...cok KoşTuuqum içiN çaRpsa qaLßim...!!


2den ßir çıqınCa 1 kaLırmıŞ,YALAn !!

sén qiDinCé ßen kaLır mıyım sanıyoSun..??


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Mekke Devri-3
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turquaz :: İnanç Dünyası :: Peygamber Efendimiz (s.a.v)-
Buraya geçin: