Turquaz

Kuruluş : 08.08.08 20.08
 
AnasayfabayramSSSKayıt OlGiriş yap
Istatistikler
Toplam 94 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: Learned

Kullanıcılarımız toplam 9490 mesaj attılar bunda 1928 konu
En son konular
» Alle bijzondere dingen in de zaanstreek
C.tesi 30 Tem. - 0:38 tarafından Misafir

» Obeptoppy
Cuma 29 Tem. - 11:21 tarafından Misafir

» psikolojk durumunuz nedir?
Paz 3 Ocak - 1:23 tarafından 3MO3

» Ayrılık ne kadar yakın?
Salı 10 Kas. - 8:56 tarafından Learned

» Bir balodasın forumdan kimleri dansa kaldırırdın ?
Salı 10 Kas. - 8:50 tarafından Learned

» SELAMMMM
Salı 10 Kas. - 8:20 tarafından Learned

» ~ UnutuLmuş muydum ?.
Salı 23 Ara. - 12:33 tarafından KaRa MeLeK

» ademi bu forumdan kim soguttuysa kim sinrlendirdiyse o kişi ademi geri döndürsün
Salı 23 Ara. - 12:30 tarafından KaRa MeLeK

» Melekler Bile Aglarmıs Günün Birinde...
Cuma 12 Ara. - 21:56 tarafından focusw7


Paylaş | 
 

 Âleme Gül Kokusu Yaymak

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
<<BERNA>>
Admine
Admine
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2099
Yaş : 28
Nerden : %%!ZM!R%%
Kayıt tarihi : 08/08/08

MesajKonu: Âleme Gül Kokusu Yaymak   C.tesi 1 Kas. - 10:09

“Âleme Gül Kokusu Yaymak”



Nübüvvet güneşinin doğduğu günden bu yana, diller hep O’nu konuştu. Kalemler hep O’nu yazdı. Kimi O’na “Efendim,” kimi de O’na “Sultanım” dedi. Herkes yüreğinden gelen coşku ile O’nu vasfetti, O’nu nitelendirdi.

O, aleme teşrif edene kadar güller bülbüllerindi, ama artık bülbüller güllere konmaz oldu. Çünkü onların sahibi vardı. Güller O’nunla özdeşleşti, O’nunla değer kazandı.

O, Mekke’nin karanlık sokaklarına da, Medine’nin Veda tepelerine de aynı kokuyu saçtı. Gönüller O’nun misk-i amber kokusu ile doldu. O’nun kokusu sadece birilerine, bir inanç mensuplarına, bir bölgeye yada bir zamana mahsus değildi. O’nun bu kokusu, anlaşılması için hayatını ortaya koyduğu ilahî kelam gibi çağlar ve mekanlar üstüydü, yani evrenseldi.

O’nun kokusundan sadece O’na inananlar değil, O’na karşı çıkanlar bile istifade edip yararlanıyorlardı. Dost-düşman herkes O’nun böyle bir özelliğinin olduğunu kabul edip itiraf ediyorlardı.

Buna O’nun hayatından onlarca örnek verebiliriz. Bu örneklerden bir tanesi de şudur: Efendimiz (a.s.) Medine’de İslam toplumunu oluşturmaya başladığı dönemlerde bir taraftan en yakınlarında olanları tâ’lim edip eğitirken, bir taraftan da etraftaki diğer kabile ve toplulukları, İslam’ın o rahmet yüklü mesajları ile tanıştırmaya çalışıyordu. İşte o çabalarının birinde O, (s.a.v.) sahabeden Dihyetu’l Kelbi’yi Roma imparatoru Hirakluyus’a göndermişti.

Yazdığı mektupla onu İslam’a davet etmiş, bu yeni din hakkında onu bilgilendirmişti.

Hirakl mektubu dinlerken çok etkilenmiş, ama gurur ve kibir yüzünden O’nu (s.a.v.) kabul etmemişti. Bu günden sonra Hirakl, Efendimiz (a.s.) hakkında malumat toplamaya başlamış, kendisine ulaşan gül kokusunun kaynağını merak edip, araştırmaya koyulmuştu. Hirakl bu merak içerisindeyken o güne kadar Müslüman olmamış Ebu Süfyan da ticari bir maksatla Roma’ya gelmişti. Hirakl Ebu Süfyan’ın Mekke’li olduğunu ve O’nun akrabası olduğunu öğrenince hemen onu huzuruna kabul etti ve O’nun hakkında bilgi almak istedi. Bu iki insan arasında geçen konuşma bizim için çok önemlidir. Çünkü iki insan da O’nu kabul etmemekte, getirdiği davete karşı çıkmaktadır. Ama buna rağmen O’nun gül kokusunu kabul etmeleri güller sultanının alemi nasıl etkilediğinin en büyük delilidir. Hirakl sorar:

-Bu zatın nesebi/soyu nasıldır? Ebu Süfyan:

-Vallahi içimizden en soylu bir aileye mensuptur.


-Peki O’nun atalarından biri O’ndan önce böyle bir iddiada bulundu mu?

-Hayır bulunmadı.

-O’na tabî olanlar zayıflar mı güçlüler mi?

-Çoğunlukla zayıflar.

-Tabî olanlar gün geçtikçe azalıyor mu çoğalıyor mu?

-Gün geçtikçe ne yazık ki çoğalıyor.

-Şu ana kadar hiç yalan söylediğini duydunuz mu?

-Hayır, kavmi ondan asla yalan bir şey duymadı.

Bu soru-cevap faslı uzadıkça uzadı, duyduğu her cevap ile Hirakl’in o gülün kaynağına olan hayranlığı daha da arttı. Ebu Süfyan’da, kabul etmemesine rağmen O’nun aleyhinde hiçbir şey söyleyemedi. Çünkü O da, O’na hayran olmuş, bir ben değil alem sana hayrandır gerçeğini o da kabul etmişti. Hirakl, Ebu Süfyan ile konuşmasını şu tarihi söz ile noktalamıştı. “Çok yakın bir zaman sonra, şu benim ayaklarımın bastığım yerler bile, hepsi O’nun olacaktır.” (Buhari, Bedü’l Vahy, 6)


İşte O (s.a.v.) düşmanlarını bile saçtığı gül kokusuyla etkilemiş, onları da cazibesinin altına almıştı. O (s.a.v.) düşmanlarına bile bu kokuyu hissettirmesine rağmen bugün O’nun (s.a.v.) ümmeti olduğunu iddia eden bizler, dostlarımıza bile bu kokuyu hissettiremez olmuşuz. Ne yazık ki Muhammed ümmetinin modern mensupları etraflarına gül kokusunu saçamıyorlar, dostlarını bile bu nimetten nasiplendiremiyorlar.

Peki neden? Niçin olması gereken bu kokumuzu kaybettik? Ne oldu da kokumuz gitti? Ne yaptık ki artık birbirimizden hoş kokular değil de burunlarımızın direklerini kıracak kötü kokular alır olduk? Aslında bu soruların cevabını Vahiy bizlere vermektedir. Kur’an diyor ki: “Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kokunuz gider.” (Enfal Süresi 8/46)

Ayette geçen "rih" kelimesi Arap dilinde koku ve rüzgar anlamlarına gelir. Zaten kokunun yayılması için rüzgar olmalıdır. Bu ayette kullanılan "rih" kelimesi güç ve kuvvet anlamında da kullanılmış olabilir. Ama şu unutulmamalıdır ki; insanın kendine has bir kokusu vardır. Bu koku imanın düzeyinde dışarı yansır ve muhatapta etki uyandırır. Aynen Yusuf’un kokusu gibi. Babası Yakup binlerce kilometre uzakta olan oğlu Yusuf’un kokusunu almıştı. "Ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" (Yusuf süresi 12/94) demişti.

Dolayısı ile inanan insanda, imanının düzeyine göre bir koku vardır. İmanı taklidî değil, tahkiki olan insanın kokusu etrafını etkileyecek düzeyde olacaktır. Ama tersi olursa, yani iman, hayatının tamamına hakim olmayıp, sadece dilinin ifadesi ile sınırlı kalırsa , tevhidi hayatının alanlarına hakim kılmayıp, onu belli alanlara hapsederse, ondan yükselecek koku elbette ki Muhammedî gül kokusu ol(a)mayacaktır. Tevhidin şekillendirdiği bir hayatta, her alan, o kokudan nasiplenirken, hayatını farklı şeylerle şekillendiren etrafına nahoş kokular saçacaktır.

Bugün İslam toplumları ne yazık ki gül kokusu saçamıyorlar. Artık yanımıza gelenler, bizlerle ilişkiye girip iletişim kuranlar, imanın tadını, İslam’ın güzelliğini, Muhammed’in (s.a.v.) hoş kokusunu bizlerden hissedemiyorlar. Bizler birbirimizle gereksiz çekişmelere girdik, rahmet olan ihtilafları, tefrikaya dönüştürdük. Aramızda imanımızın gereği olması gereken emniyet ve güveni sarstık. Neticesinde de aleme gül kokusunu yayma vazifesini ihmal ettik.

İyisi mi dostlar; gelin Muhammedî kokuyla yeniden tanışalım, hemhal olalım, o kokuyu hayatımıza taşıyalım. O kokunun şahsiyetli temsilcileri olalım, önce özümseyelim, yüreğimiz, akıllarımız, zihinlerimiz o kokuyu içselleştirsin. Sonra o kokuyu bir saka gibi, hasret olan gönüllere taşıyalım. O taşıma bile bizlerin Muhammedî kokudan nasiplenmemizi sağlayacak, güle hizmetçi olmak, ona toprak olmak, yataklık etmek, o kokudan istifade etmemize yardımcı olacaktır.

Rabbim bu ümmete acısın, karanlıklar içerisinde daha fazla kalmasına müsaade etmesin, Muhammedî kokuyla yeniden bizlere can versin ve ölmüş sinelerimizi dirilterek, onu taşıyacak liyakat kazandırsın. (Amin)

_________________
B3RN4
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
focusw7
VIP Özel Üye
VIP Özel Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 138
Yaş : 26
Nerden : %100 YERLİ (İZMİR)
Kayıt tarihi : 12/09/08

MesajKonu: Geri: Âleme Gül Kokusu Yaymak   C.tesi 1 Kas. - 10:12

binlaerce kez emeğine sağlık...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Âleme Gül Kokusu Yaymak
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turquaz :: İnanç Dünyası :: İbadet&Sünnet-
Buraya geçin: